8 Ağustos 2016 Pazartesi

geniş göğüs kafesinin taşıdıkları

yıldızları battaniye yapıp uyuduk huzura
    daha azı bize yakışmadı,
         okyanusları bulduk, bir katreden
              daha çoğu bize yakışmazdı.
parmakların adaçayı kokardı,
   adaçayı en güzel orada kokar esasen
göğüs kafesim geniştir benim
 taşır içinde bir çok tutsaklığı
 ve hatta yapraktan çok çaputların bağlandığı
    bir dilek ağacım vardı.
       orada sol tarafa doğru gelen
        her fırtınada ne büyük haşmet alırdı
           korkunç uyum ki zaten
               bir defne yaprağının ucundaki düş'tü, düş'ecek çiğ damlası
                    bir o kadar da narin o kadar da muhteşem

tüm dillerde dilemiştim varını
  tüm şehirlerde yaşamıştım yoğunu
    bir serçenin kalması gibi martılarda
      bir balığın katiline asılması
-ki hepsi biraz da yaşamak umudu-

yaşamak
işte o : nabzının giderek eksilmeye atması
 bir salyangozun zirveyi umması
  hatta bir kartalın yıldızlara vurulması
    niye yaşamak öyleyse?
      cesetlerin soğuk dağında bir kardelen görebilme niyetinde
         ki sırf hayret edebilesin diye mi?

bütün bunlar kendinin dışındakileri sezebilmek için
   yaşamın soğukluğundan büzüşen duyguları
 bir anlığına cinnet
   bir anlığına salabilme
    bir anlığına göğüs kafesindeki mahkumiyetinde
      parmaklıkların arasından sızan ışığı
             anlayabilmek için de...

dilek ağacının korkunçluğu sevgilim
 bu yaşlı dünyanın sarhoşları
bu korkunçluğu hem üstüne örttüğün kainatta
hem de bir katrede buldu.
mümkünler dalına beraber astılar bir çaput parçası.

25 Ağustos 2015 Salı

özlemek

Denizin hava ateşin toprak olduğu günlerde
Kötürüm olduğumu anlatıyorsun bana
Sensizliğin yarımlığını eksikliğini
Saçlarımı okşarken anlıyorum bunu, dudaklarımda
Dudakların kımıldarken, ve yararken birliğimi
Yelkensiz motorsuz bir derin mavide buluyorum ruhumu

Bir bıçak kavrıyorum sonra
kesmek istiyor bileğimi
Ellerim titreyerek gidiyorum ilaçlarıma
İlaçlarım yutulmak istiyor hesapsızca
Köprünün kenarında yakalıyorum kendimi
Köprü atlamamı istiyor aşağıya
Toprak yutmak, ateş yakmak, deniz boğmak, hava soluğumu kesmek istiyor 
Kalbim atmayı reddediyor hücrelerim isyan ediyor 
sensiz geçen bir dakikaya

24 saat geçti güneş hala batmıyor
4 mevsim geçti kış hala dağılmıyor
Yıllar geçti buradayım ama 
saatler daha sensiz sadece bir dakika geçtiğini gösteriyor.

özlemek bile yetmiyor...

10 Temmuz 2015 Cuma

sensizken

Bir toz zerresi mesela.
Tahta çerçeveli eski kokan camlardan süzülen
Işıkla..
Dans eden
Bir toz zerresi mesela
Sensizliği hatırlatıyor.

Camdan dışarı bakarken
Elimde sensiz bir kupa
Dışarıda sensiz bir rüzgarda
Alabildiğine dans eden
Sahipsiz torba
Sensizliği hatırlatıyor

Akşam oluyor sonra
Sensiz kupa düşüyor elden
Yıldızlar ilişiyor avuçlarıma
Bir kavrayış apansız ve sensiz
Anlıyorum yıldızları var eden
Çokluğun içinde tek olma,
Yıldızlar bana sensizliği hatırlatıyor.

Bir tıkırtı geliyor arkada
Anahtarın kilitle birleşmesinden
Kalbim atıyor hızlıca,
Bu sen olmalısın sen,
Geliyorsun sarılarak bir öpücük iliştiriyorsun
Sensiz yanaklarıma.
Sen bana sensizliği hatırlatıyorsun.

12 Şubat 2015 Perşembe

kum saati

"a" mesela..
              Bir şiir seninle..
"b" de öyle.

Kaskatı bir gerçeğin emzirdiği çocuklar.
Büyüdüler. Yalanlarıyla, ikircikleriyle.
Büyüdüler. Bir salıncağa küçük geldiler.
                       Bir cinayete büyük.
O çocuklar bencildiler.
                    Paylaşmaya dair..
"Kum saatinin diğer tarafını gördük.
Azaldıkça
artar
çoğaldıkça
eksilir,"
                 
                  Bu işler böyledir,

"paylaşmak" mesela
Bir şiir seninle

Bir duygu geliverdi sonra.
Sevmek sevilmek bıçak gibi
Ellerinde anlamlı ve sonra
Saplanmalar.. bir kreşendo noktası ki
Arttıkça artıyor yıka yıka
Büyüdüler çocuklar.
Büyüydüler, yıka yıka.
                                                             Bir emir cümlesi gibi imama
                                                     Komik geliyor kulağa
                                             Sonrası sevgilim işte
"Her şey" mesela...
           Bir şiir seninle.....

1 Eylül 2014 Pazartesi

anlama yaşa..

Soyunup gölgesinden ışık gibi yaklaştı, 
mucizevi bir kimya, 
ihanet eder gibi doğaya
bir adım bir adımı kovaladı.
bir adım daha.
bütün kötürüm tüylerim kalktı ayağa.
bir adım daha sonra. 
bir türkü ilişmiş dudağı
bir türküyü iliştirdi dudağıma.
dağıldık ve yayıldık etrafa.
kimse bizi toplamadı. 
toplasalardı da sonuç birdi, 
                       -toplamasalar da

bir dağa çıkmış, oksijen çarpmış gibi, 
şaşkınlık ne de çok yakışıyordu bu dünyaya
soyundu gölgesinden yaklaştı bana.
ben şaşkındım, o şaşkın.
anlamaya vakit lazım. dur dedik dünyaya.
anlamı mı olur hiç aşkın?
can çıktı da, sır da çıktı.
anlama yaşa.
dedi birileri. bir olan birilerine

Olay dağılgan ve yayılgan ışıkta değildi.
Maksat gölgelerde, gölgeleri bağlayabilendeydi.

12 Temmuz 2014 Cumartesi

Ask anlatmayan siir

Aşkçekimine tutulan insan umarsizca düşer.
Yörüngesinden çikar, atmosferine girer parcalanir.
Bütünlüğü kalmaz.

Yoruldum sairlerin bunaltici asklarindan.
Tomristen salome dan lenore dan..
Yoruldum enkaz olmaktan.
Hayati yasayamamak,
Duyu organsiz soyut algilara hapsolmaktan..

BEN Gozleri olume kanmış apoletsiz bir general.
SEN közlerde yürümeye alismis yalinayak.
Birak aşkı. Kurtar yakani ondan.

Bir tatli huzurdur aslolan.
Tanidiklik, dalgasiz sahil, dag evi sominesi, benzetilmeye calisilan bulutlardir.
Hesapsizlik. Sadakattan.

Ruhum soğurdu.. umarim gecmisin sana anlatir.
ask öyle duygudur. İnsana En yakismayan

(Senin ic acilarinin toplami asktan buyuk sevgilim.)

8 Temmuz 2014 Salı

1

yeni bir alfabe gerek anlatmaya
yeni notalar lazım söylemeye
yeni bir hayat lazım doyarak yaşamaya

yetersiz kalıyor her şey.
her şey yetersiz kalıyor.
kalıyor her şey yetersiz.

çizgiler çiziyor insanlar,
bir meltem rüzgarının önünde
bir demli çay buharı
yaşlı bir kadının ellerinde
 - hayaller hep yaşlılık üzerine öyle öğrettiler. 
  - geriye gidemez umutlar, tökezler düşer, dediler, 
   - virgül virgülün üstünde, noktalar duraksız... 
    -nerde ? çocukluk, salıncaklar, küçüğe duyulan merhametler..
yaşlı bir kadının ellerinde.
bir demli çay bu'harı söndürür mü?
hangi.?
sevda, özellikle de seninkisi.
bir hayal kurma üzerine
ata sporu bizde..
yıkılmak da, parçalanmak da bir'leşmek de.

yeni bir alfabe gerek anlatmaya
sözcükler toparladım üzerimde
kaçıncı sevda savaşının cephanesine
damıttım, süzdüm. bir kelime etmedi.

yeni notalar lazım söylemeye
ağlayarak söylediğim bütün şarkılar,
dalından koparılmış çiçekler gibi tek tek soldular.
duramayacak kadar bir kitapta ya da defterde.

yeni bir hayat lazım doyarak yaşamaya. 
akrebin, yelkovana,
suyun tuza,
senin bana
kavuşmaların geç oldu.
sonuç belli. hüzünsüz.
an'ların toplamda
1' edecek.